Soykırımı Tanıyan Ülkelere Türkiye Dava Açabilir
CHP ve MHP’li vekiller Türkiye’nin soykırımı tanıyan 21 ülkeye karşı dava açması konusunu gündeme taşıyarak tartışmaya açtı. Parlamentolarında soykırımı tanıyan ülkelere karşı dava açılıp açılmayacağına ilişkin son kararı hükümet verecek.MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı dava konusundaki ilk tartışmayı hafta başında yaptığı açıklamayla gündeme getirerek, Ermeni iddialarının uluslararası alanda tanınması çabalarıyla bugüne kadar Türkiye’nin siyasi zeminde mücadele ettiğini belirterek artık yargı zeminine geçilerek tartışılması gerektiğini söylemişti.
Emekli Büyükelçi Bölükbaşı, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’nin de hukuki zeminin dayanağı olduğunu açıklamıştı.
Bir süredir sorunun hukuki zemine taşınması girişimleri devam ediyor.
Bir başka Emekli Büyükelçi olan CHP İstanbul Milletvekili Şükrü Elekdağ’da bu konuda bir çalışma hazırladı.
Elekdağ, 2008 yılında hazırladığı bu konudaki kapsamlı çalışmasını, güncelleyerek bir süre önce Cumhurbaşkanı Gül’e sunduğu belirtildi.
Bugüne kadar, BM Soykırım Sözleşmesi’ne ve soykırımla ilgili içtihatlara dayanarak yapılan bu çalışmalara göre, Türkiye’nin önünde iki hukuki yol var.
Bunlardan birincisi, Ermeni iddialarını tanıyan 20′den fazla ülke hakkında Uluslararası Adalet Divanı’na başvurulması.
İkincisi ise, Ermenistan’a 1915 olaylarının değerlendirilmesi için Lahey Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne gidilmesi teklifinin yapılması.
BM Soykırım Sözleşmesi, geçmişe dönük işlemediği için Türkiye’nin ikinci hukuki yolu gündeme taşıyabilmesinde öncelikle, sözleşme’nin 1915 olaylarına uygulanmasını kabul etmesi gerekiyor.
Elekdağ’ın çalışmasına göre, BM Sözleşmesini iddiaları kabul eden ülkeler iki iki açıdan ihlal ediyor. Sözleşme’ye göre, bir devlete yöneltilen soykırım suçlamasının yetkili hukuki mercilerin tahkikatına dayanması gerekiyor. Ayrıca da, sözleşme’de belirtilen yetkili mahkemenin soykırım eyleminin varlığının tesbiti için karar alması bir mecburiyet.
Dolayısıyla da Türkiye, söz konusu iki gerekliliğin olmamasına rağmen Ermeni iddialarının tanınmış olmasına itiraz etme hakkına sahip.
Uluslararası Adalet Divanı’na Soykırım Sözleşmesi’nin 9′uncu maddesine dayanarak yapılacak bu başvuruda, dünya parlamentolarının 1915 olaylarının “soykırım” olduğuna karar verme yetkilerinin olup olmadığı ve yine Sözleşme’nin 2′nci maddesine göre olayların “soykırım” tanımına girip girmediği sorularının cevaplanması istenebilir.
İkinci seçeneğin uygulanabilmesinde Türkiye’nin tek başına hareketi mümkün değil. Çünkü ülkeler arasındaki ihtilafların tahkime götürülebilmesi için tarafların rıza göstermesi şartı mevcut. Bu durumda Lahey Tahkim Mahkemesi’nin konuyu değerlendirebilmesi için Türkiye İle birlikte Ermenistan’ın da bunu kabul etmesi gerekiyor.
Eğer Ermenistan kabul ederse, tahkimle ilgili hukuki süreç de başlamış olacak. Ancak iki tarafın birlikte kuracağı hakemlik organının çalışabilmesi için tarafların bir “tahkimname” yani süreci belirleyen bir metin üzerine anlaşması gerekiyor. Bu metnin hazırlanmasının yıllar sürebileceği belirtiliyor.
Ama Elekdağ’ın çalışmasında, Ermenistan’ın elinde yeterli kanıt olmadığı için, “Erivan’ın tahkim yolunu kabul etme olasılığı sıfırdır” deniliyor.
Üstelik, tahkim seçeneğini kabul edecek bir Erivan hükümetinin 1915 olaylarını tartışma konusu haline bile getirmeyen Ermeni halkına bu kararını anlatması da oldukça zor.
Ermenistan’ın kabul etmemesi halinde, Türkiye’nin uluslararası alanda moral ve siyasi üstünlüğü ele geçireceği belirtiliyor.
Çalışmanın sonuç bölümünde ise, “Türkiye’nin tahkim önerisinde bulunması, her açıdan yararınadır. Hiçbir riski yoktur. Türkiye’nin bu yolda bir önerisi dünyanın ezberini bozacak, Türk savlarına inandırıcılık sağlayacaktır” deniliyor.

